• Bağlantılarım

RESİMLRİMİZ

20/6/2008 ·







ÜLKÜCÜ KİMDİR?

20/6/2008 ·

Ortadoğu /Zeki Saraçoğlu
Ülkücülük, Türk milliyetçiliğinin özel adıdır. Türk milleti varoldukça ülkücülük de olacaktır. Herkesin ülkücü olması beklenemez. Ama Türk milletini milletler mücadelesinde birinci sıraya yükseltme hedefine ulaşmak isteyenler, kesinlikle Türk milliyetçisi olmak zorundadır. Türk milliyetçiliğinin siyasi, kültürel ve sosyolojik olarak kurumlaşmış haline ülkücülük adı verilir.

O halde, her ülkücü önce Türk milliyetçisidir. Türk milletininhizmetindedir. Türk milletinin milli ve manevi değerlerine sahip çıkarak, budeğerleri layık oldukları en yüksek doruklara yükseltmek, her ülkücününbirinci öncelikli görevidir. Oğuz Han’dan günümüze kadar parlak yıldızlar misali Türk milletinin önünde ışık olan bütün liderler, Türk milletine hizmet etmişlerdir. Türk milletine hizmet edenler, aynı zamanda Türk
milliyetçiliğine ve Ülkücü Hareket’e de hizmet etmiş olmaktadırlar.
1789 Fransız ihtilalinden sonra dünya, milletleşme çağına girmiştir. Türk milleti o dönemde büyük bir imparatorluk olan Osmanlı ile Önasya, Afrika ve Avrupa ortalarının nizamını sağlamakla yükümlüydü. Osmanlı, kuruluş olarak Türk milletine dayanmakla birlikte yükselme döneminden itibaren yönetimde Türk olmayan unsurlar yer almıştır. Fransız ihtilali ve Avrupa devletlerinin Hıristiyanlığı öne çıkararak, Osmanlı tebası durumundaki Hıristiyan toplumları kışkırtmaları sonunda, Osmanlı Avrupa’daki topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir.

Balkan Harbi, Birinci Dünya Savaşı ve en son Kurtuluş Savaşı ile birlikte Osmanlı’nın kalıntıları üzerinden, Göktürkler’den sonra, tarihte ikinci kez, Türk adını taşıyan bir devlet doğmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki bu yeni devleti kuran iradenin temelinde de Türk milliyetçiliği ülküsü yatmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk milliyetçiliği ülküsünü savunan milliyetçiler, dönemin milli şefi tarafından Turancılık yaftasıyla suçlanmışlar, daha sonra bu ülkücü kadro Türk milliyetçiliği uğrunda
tabutluklarda işkence görmüştür. Alparslan Türkeş’in de aralarında yer aldığı, 1944 milliyetçilik olayı mağdurları daha sonra bu suçlamadan beraat ederek yüzlerinin akıyla görevlerine dönmüşlerdir.
Bugünkü Ülkücü Hareket’in siyasi şekillendirmesinin öncüsü, Başbuğ Alparslan Türkeş’tir. Başbuğ’un Türk milliyetçiliği ülküsünü siyasi yarışta MHP, kültür alanında ülkücü sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla temsil ettirdiğini belirtmeliyiz. Türkeş’in hazırladığı Dokuz Işık ilkelerinin ilk üç maddesi; Milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık adını taşımaktadır. Buradan anlıyoruz ki, ülkücülüğün temeli, İslam inancı ile Türk milletinin sahip olduğu milli, manevi, kültürel ve tarihi değerler manzumesinden oluşmaktadır.

O halde, ülkücülük kuru bir ırkçılık davası değildir. Ülkücülük, milliyet olgusunu reddeden bir ümmetçilik de değildir. Ülkücülük, her milletin kendi özdeğerlerine sahip çıkmasını tabii gören, Türklüğün milli ve manevi değerlerinin kaynaşmasından meydana gelen Müslüman Türk milletinin milletler yarışında en öne geçmesini istemek, çalışmak ve bu ülküyü hayat tarzı haline getirmektir.
Ülkücülük, her insanı Yüce Allah’ın bir emaneti olarak görmeyi emreder. Ülkücüler, mensubu bulundukları Türk milletini layık olduğu maddi ve manevi zenginliklere kavuştururken, birlikte yaşadıkları her insanı kutsal bir emanet olarak korur, geliştirir ve mutluluğuna katkı sağlar. Ülkücülük, kesinlikle ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Ülkücülük sonu izm’le biten her türlü yabancı ideoloji ve sistemlere karşıdır. Türk milletine uygun olan en doğru yönetim sisteminin şahsiyetçiliği destekleyen demokrasi olduğunu kabul eder.
Ülkücü, Türk milliyetçiliğini kültür milliyetçiliği temelinde algılar.Kendini Türk hisseden ve Türk milletinin gelişmesine hizmet etmeyi şerefli bir görev sayan herkesi şefkatle kucaklar. Etnik ırkçılık ve ayrıştırıcı tuzaklara karşı, Türk milletinin milli ve manevi değerlerine sarılarak kenetlenebileceğine inanır.

KISACA ÜLKÜCÜ KENDİSİNİ ALLAH RIZASI İÇİN TÜRK MİLLETİNE ADAYAN KİŞİDİR.
HA BU ARAD ÜLKÜCÜLÜK ASLA FOŞOLUK DEĞİLDİR.BİZE FAŞO DİYENLER UTANSIN..

YUSUF ZİYA ARPACIK

20/6/2008 · Kategori: YAZILARIM

1 Mayıs 1958 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. Çocukluk yılları zor tabiat şartlarıyla mücadele içerisinde geçti. Gençlik döneminde ise, 1980 öncesinde fırtınalı savaş günlerinin tam orta yerinde bulmuştu kendisini. İstanbul Üniversitesinde Tarih ilmi tahsil ederken 13 Şubat 1978 de hapse düştü. Sürgünden sürgüne yollandığı zindanlardan defalarca kaçmaya teşebbüs etmesine rağmen, Sağmalcılar ve Yozgat cezaevinden olmak üzere iki sefer firara muvaffak oldu…

Tamamı yaklaşık on yıl olan hapis hayatının beş yılını hücrelerde geçirmek zorunda bırakılmış, kitaplar vasıtası ile ve kendi kendine yabancı dil öğrenirken, cezaevlerindeki ecnebi tutuklularla da bu lisanların pratiğini yapabilmiştir.. Hapishaneden çıkınca da ‘nerede kalmıştık?’ diyerek dış dünyada ki mücadelesine kaldığı yerden tekrar başlayıp, 1992 yılında Karabağ savaşında kardeşlerine yardım için Kafkaslara koşmuş ve devamı itibarı ile bir çok ülkede Türk düşmanlarına karşı ‘fiziki etkinlikler’ organize etmiş ve kendisi de faal olarak katılmıştır.. Bu arada çıkan öğrenci affından faydalanarak devam ettiği üniversiteden, 27 sene sonra da olsa tahsilini tamamlayarak diplomasını almıştır.
Evli ve üç evlât babası olan yazar İngilizce, Arapça, Farsça ve Rusça bilmektedir.

ESERİ:BAŞEĞMEDİLER, , İlteriş Yayınları, İstanbul 2004, 15.Baskı 

HAKKINDA YAZILANLAR

ÜLKÜCÜ HAREKETİN GAYRİ RESMİ TARİHİ Nevzat BASIM - NETHABER
, Ülkücü'lerin 'silahşörlerinden' bir isim... Ülkücüler arasında adı efsane gibi anlatılır: 1970'lerin sonunda ve 1980'lerin başında cezaevlerinin müdavimlerinden biridir... Ellerine bağlanan kelepçeyi, bilek gücüyle kırabilmektedir... Azerbaycan'a gitmiş Ermenilere karşı, Çeçenistan'a gitmiş Ruslara karşı, silah elinde savaşmıştır...
Ülkücü kesimin "silahlı mücadelesi" ilk kez bir kitaba konu oldu... , 1970'lerin komando kamplarından, 1990'larda 'uzak Türklere silahlı destek mücadelesine" kadar hayatının tüm ayrıntılarını kitabında yazdı... İlteriş Yayınları'nın ilk kitabı olan "Başeğmediler", kimi Türkçe arızalarına karşın "Ülkücü hareketin gayri resmi tarihi"yle ilgilenenlere ışık tutacak, kaynak olacak.


YARALI BİLİNÇLENME HÜRRİYET GAZETESİ
Devrimci kardeşlerimizden sonra, Ülkücüler' in eli kalem tutanları da yazmaya başladılar nihayet. Medrese-i Yusufiye' lerin öncesinde ve sonrasında yaşadıklarını. Hiç şüphe yok ki, asıl önemli kısım, bir tür "YARALI BİLİNÇLENME" de diyebileceğimiz hapishane yılları, solcunun solcu, sağcının sağcı olduğu için değil, yönetimi ele geçirenlerin istediği gibi olmadığı için cezalandırıldığı o netâtemeli yıllarda, kimlerin baş eğip, kimlerin baş eğmediği hayli tartışma götürür elbette. Ancak, Yusuf Ziya ARPACIK, bütün Ülkücülüğüne rağmen, Türkiye' den ziyade Güney Amerika' nın herhangi bir ülkesine yakışacak bir "anarşist" portresi çiziyor aslında. Üstelik, olağanüstü bir film için gereğinden fazla malzeme de var kitapta. İsmail GÜNEŞ kardeşim, uyuma. Tarihe katkı olur..

ÜLKÜCÜ HATIRAT BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR ORTADOĞU GAZETESİ
12 Eylül' e gidişi ve sonrasını taş medreselerde yaşamış özgürlük tutkunu Yusuf Ziya ARPACIK' ın ağırlıklı olarak Ülkücü duruşu anlattığı BAŞEĞMEDİLER belge-öyküsü arananlar, sorulanlar, satılanlar sıralamasında başı çekiyor. Yusuf Ziya ARPACIK’ ın Erzurum Ülkü Ocaklarında ki günlerinde başlayarak Sağmalcılar Cezaevi ile girilen taş medrese dönemi ile süregiden iç sürecin anlatıldığı uzun öykü de, Ülkücülerin vuruşu değil, duruşu anlatılıyor.
Bu belge-öyküde firar girişimlerini, onlarca cezaevi sürgününü, kaçılmayan zindanlardan kaçışı olağan ve sıradan olaylarmış gibi okuyorsunuz. Sol örgüt üyesi olan kimi ileri gelenlerin insani açıdaki dik duruşları ve özellikle Mamak’ta ki direnişin hazin öyküsünü okuyunca burukluk duymamak elden gelmiyor.
BAŞEĞMEDİLER’ de yüreği, beyni TÜRK illerinin özgürlüğüne ve bağımsızlığına odaklanmış bir Ülkücü kişiliği görüp, yazarla birlikte cezaevlerinin ötesine gidiyor, Odlar Yurdu’ nda Bakü’yü, Tebriz’i , Türkmeneli’nde Kerkük’ü, Musul’ u düşünmeden edemiyorsunuz. Türkiye’de Cahar DUDAYEV’ in ve savaş arkadaşlarının geride kalanlarının yalnızlığını düşünmeden duramıyorsunuz. “Nerede bir Türk varsa oralıyam” ilkesiyle yola çıkıp düşündüklerini uygulamaya koyan Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’ in yiğit Bozkurtlarına Allah (cc) kılıcınızı keskin, kaleminizi daha da keskin etsin demekten başka ne denebilir.
TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN..

ÇATLI, YAŞAR NURİ ÖZTÜRK' ÜN KİRACISIYMIŞ… www.internethaber.com

12 Eylül öncesi yaşanan olayların içinde yer alan Yusuf Arpacık', 'Başeğmediler' isimli kitabında gündeme bomba gibi düşen olayları yazmış. Arpacık'ın kitabında Abdullah Çatlı ile ilgili çarpıcı bir not var. İşte tarihe ışık tutan kitaptan Çatlı ile ilgili bölüm... Yusuf Arpacık ve diğer firari arkadaşlarının İstanbul Bahçelievlerde kiraladıkları daire bölgede askeri bir üs gibidir. Eve giden gelenler arasında Abdullah Çatlı da var. Ev sahibimiz Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk bilmeyerek yaptığı hayatının en hayırlı hizmetinin, bu evi kiralamak olduğunu belki bu satırları okuduğunda öğrenecektir. Yuvam Apartmanı'nda bu şirin daire askeri bir merkez gibi çalışıyordu. Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının gelmesiyle muhitimiz iyice hareketlendi."


HOCA EFENDİ'DEN ÜLKÜCÜLERE DUA Abdullah MURADOĞLU - Yeni Şafak
İki darbe arasında bir büyük iç çatışma yaşadı Türkiye, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980. Bugünün kuşakları, artık pek de hatırlanmak istenmeyen o acı dolu günleri anılardan, herhangi bir roman okur gibi okuyorlar. Oysa binlerce fidanın kırıldığı günlerdir. Politik anılar, günceler yakın siyasi tarihimizi doğru anlayabilmek için önemli kaynak teşkil ediyorlar. Bu iki darbe arası dönemini yaşayan Ülkücüler ve Devrimciler, yaşadıklarını kitaplaştırıyorlar, olaylara kendi bulundukları yerden bakıyorlar. Bu kitaplardan biri de Ülkücü Yusuf Arpacık'ın, geçtiğimiz günlerde İlteriş Yayınları'ndan çıkan "Başeğmediler" başlıklı kitabıdır. Arpacık, "Başeğmediler" kitabını niçin yazdığını şu sözlerle anlatıyor:
"Polisiye bir film konusu gibi görünse de bu eserin esas havası, zafer ve kahramanlıklarla dolu bir savaş ortamında yetişen neslimizin yaşadıkları ve yaşayamadıklarının açık bir tahlilidir."

SAKARYA ÜLKÜCÜLERİ'NİN İSTEĞİ...
Eskişehir Sazak'taki şehitleri anma toplantisindan dönen konuklarini agirlayan Sakarya eski Başkanlari Istanbullu konuklariyla Yusuf Ziya Arpacik'ın 'BAŞEGMEDILER'i üzerine söyleştiler. "Kitabı Sakarya'da bulamıyoruz" diyen Yalçın Demir'e "Kitapevlerine söyleyin getirsinler" diyen Karakoç'a "Topluca Ülkü Ocağı getirtse daha iyi olur" cevabını veriyor Demir...
Hamdi Kılıçarslan'sa Ülkü Ocakları başkanımız da Eskişehir-Sazak'taydı. Gelirse konuşur çözeriz" diyor. Türkiye'nin öteki illerinde olduğu gibi Sakarya Ülkücüleri' de basında duymuş, ancak kitap kitapevlerine ulaşmamış.
Hem kitabevlerine hem de ülkücü kuruluşlar vasıtasıyla 'BAŞEGMEDILER'in Sakaryalılara ulaştırılması üzerine söz birliğine varıldı.


"BAŞEĞMEDİLER" FLASH TV' DE ÖZEL HABER OLDU..

Yusuf Ziya ARPACIK' ın kaleme aldığı BAŞEĞMEDİLER isimli kitap 06 Haziran 2004 tarihinde Flash TV' de özel haber oldu. "1980 öncesinin efsanevi Ülkücü Liderlerinden Yusuf Ziya ARPACIK yaşadıklarını kitaplaştırdı.." alt yazısıyla geçilen haberde, Yusuf Hoca ile yapılan röportajda ekrana getirildi. Cezaevinden çıktıktan sonra "nerede kalmıştık" deyip mücadeleye kaldığı yerden devam ettiğini vurgulayan Yusuf Hoca "Nerede Türk varsa yüreğimiz oradadır." diyerek devam etti.. Muhabirin bir sorusu üzerine kısa bir süre önce gittiği Kuzey Irak ve Ebu Garip cezaevinde yaşananlar ile, 12 Eylül öncesi Ülkücülerin yaşadıklarını da kıyaslayan Yusuf Hoca "Ebu Garip Cezaevini gördüm. Orada 20 yıl hapis yatan arkadaşlarım var. Lakin bizim Eylül zindanlarında yaşadıklarımız Ebu Garip cezaevini gölgede bırakır.. En acısıda biz bu işkenceyi, bu zulmü, kendi insanlarımızdan, kendi saddamlarımızdan gördük" dedi.


ARPACIK'TAN BİR 12 EYLÜL KİTABI Star Gazetesi
Yusuf Ziya ARPACIK' ın BAŞEĞMEDİLER kitabı, İlteriş Yayınları'ndan piyasaya çıktı. 12 Eylül döneminde hapse düşen, 10 yıl cezaevinde kalan ve bu sürenin yarısını hücrede geçiren ARPACIK, kitabında 1978 yılından itibaren yaşadığı ve o dönemde hapishanelerde mahkumlara yapılan insanlık dışı uygulamaları anlatıyor. Arpacık, kaleme aldığı anılarıyla, 12 Eylül döneminin bilinmeyen bir çok noktasına ışık tutuyor..

Meslek: siyaset adamı

KEHF SÜRESİ

15/2/2008 · Kategori: YAZILARIM

PARS

5/2/2008 · Kategori: YAZILARIM

TÜRKİYE ÜZERİNDEN YAPILAN SEFKİYATLARI AÇIKÇA DİLE GETİREN ŞU MÜKEMMEL DİZİNİN YAPIMCILARINI KUTLAR BAŞARILARININ DEVAMINI DİLERİM .....

 

 

 

TERÖR NE DEMEK

14/1/2008 · Kategori: YAZILARIM

                  TERÖR NE DEMEK

— Türkiye, son 22 yılda 46 bin terör eylemine sahne oldu.
— 1984’ten beri terör nedeniyle 36.628 vatandaşımız öldü. Kayıplardan 508’i çocuktu.
— Yaklaşık 5 milyon vatandaşımız terör nedeniyle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı.
— 1984’ten bugüne 5 cumhurbaşkanı, 8 başbakan, 7 Genelkurmay Başkanı görev yaptı
— Resmi rakamlara göre terör eylemlerinin Türkiye’ye doğrudan maliyeti 100 milyar ABD Doları’ndan fazla. Dolaylı maliyetlerle birlikte zararımız 300 milyar doları buluyor.
* 7 tane GAP
* Türkiye’nin dış borcunun 2,5 katı
* 30.000 km otoban (Mevcut otoban uzunluğunun 2 katı)
* 5 milyon derslik okul (mevcut derslik sayısının 12 katı)
* 350 tane Boğaz Köprüsü
* Türkiye’nin 83 yıllık sağlık gideri
* 75 tane Atatürk Barajı
kaynak :
http://kurtlarvadisi.com

 

          Evet, işte bu yukarıda belirtilmiş olan sayısal ve veriler resmi belgelerle dayandırılmış olup Türkiye üzerinde yabancı devletlerin uygulamaya çalıştığı (böl parçala yok et) metoduyla Türkiye üzerinde ki o iğrenç oyunu belirtmekte. Kurtlar Vadisi Terör de bunu çok açık bir şekilde dile getirmiş bu yüzden Kurtlar Vadisi Terör ekibine canı gönülden teşekkür ederim. Türkiye nin bu kanayan yarasını dile getirdikleri için

      

                                                                                                              SAYGILARIMLA

 

ZAP ŞİİRİ

12/1/2008 · Kategori: YAZILARIM

ZAP ŞİİRİ

Karanlık gecede kara sudan zap suyuna giden yol,
Dolunay azaplığında vatanımın,
Ay örgüsü saçlarına vurgun düşmüşüm,
Alın yazımıza vatan ve bayrak, şehitlik yazılmış


En güzel türküyü kurşun söyler özüme,
Ola ki Tendürek ağıdı Cudi, Havar türkülerinde,
Muhabbeti bulurum bir zaman,
Şahadetse aslanların savaşında,

Ölümsüzlük, şehitlik, bayrak hilalinde,
Can veren, kan veren yiğitler,
Yar gönlümüze düşende, çıktık dağların başına
Karanlık gecede el uzattık hilale,
Vurgun yedik seher rüzgarında,
Gurbet türküleriyle selam ettik yar diyarına,
Savaş türkülerinde kendimizi bulduk,
Vatan türküsüyle huy eyledik her zaman

Kürşat baskınlarında şahadetime destur verilirken,
Tekbir-i ilahi ki bayrağımdaki iman,
Yıldız yüceliğinde vatan olası gönül,
Neylerim, neylerim sensiz acep?

Seninle gezerim Şavşat’ı, Kars’ı,
Seninle inerim Bingöl’den Van’a,
Muş’tan el ederim Adıyaman’a,
Ben deli sevdalar yaşar uykusu geçerken,
Keleş sesinde yas tutarım,
Ölen şehitlerin ardından,

Mimarisi olduğum Anadolu’yu gezerken,
Nasibim bir kurşun olup da, düşersem toprağa,
Eğer, eğer toprak bana asmışsa bağrını,
Damla damla düşüyorsa toprağa kan,
Bayraklara sarılıyorsa tabutlar,
Analar, analar ağlıyorsa yitik erlerinin ardı sıra,
Gelinler, gelinler yas tutuyorsa yiğit erlerinin ardından
Ki Türk devleti öksüz kalacaksa eğer,

Koyuver şahin misali saldırsın İbrahim’in delilerini,
Mehmetçesine, çakal sürüsüne,

Ay gökte kaldıkça,
Ulu kocaların, ak sakalların duası
Üstüne olsun.

(Amin)
 
 

HER ZAMANKİ SERENAT

14/8/2007 · Kategori: YAZILARIM

         Bütün doğum günlerimde olduğu gibi istemsiz bir hüzün var içimde. Ve yine istemsiz bir şekilde geçen bir yılın muhasebesini yapıyorum...

 

           Koca bir yıl daha gitti ömürden... Bir adım ilerisini göremediğim hayatı yaşamaya devam ediyorum… Geçmiş anılar yığını… Gelecek zifiri karanlık… Sıkışıp kaldım ikisinin arasında…  Tıkandı bir şeyler… Kendimi ifade etmekten acizim bugün...

 

 

 Uykudayım şimdi

Ve

Bir adım daha yaklaştım uyanmaya...

 

SEVGİLİYE

22/6/2007 ·

 

Aşk Duası

22/6/2007 ·

Aşk Duası

Rabbim
Bir insan koy kalbime
Ama o insan senin de
sevdigin olsun

Ve bana öyle bir insan sevdir ki
O insanin kalbi Seninle sevisen bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önce
Onunla bulusmus olan sen olasin

 Onunla el ele tutustugumuzda
Ikimizin uzerinde Senin elin olsun
 

Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayim

Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete acilan iki pencere olsun

Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki
Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim

 Oyle bir sevgili verki bana
Ona sarildigimda kainat bize baksin
Birbirine sarilsin

Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin
Bize bakip seytan Adem'e secde etsin
Günah sevap ugruna kendini feda etsin
Olüler birer birer uyansin sevgimizle

Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
Sevgimizde Muhammed sevilsin

Oyle sevelimki birbirimizi
Hz. Hatice göklerden bize seslensin
Ve desin ki

"Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... bizde onlardayiz.

Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..
Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatiyor..

 


« Önceki ::